24 Mayıs 2011 Salı

Gözdeki Silikon alınıyor

03.02.2010  - 2 Şubat akşamı İstanbul’da aniden bastıran poyraz rüzgârın eşliğindeki yoğun kar yağışı, kısa zamanda İstanbul’un üzerine çökmüştü. Trafik kapanmaya yollar kapanmaya ve insanlar biran önce eve gidebilme telaşı içindeydi. Gece boyu devam eden kar, sabah uyandığımda İstanbul’un beyaz bir güzelliğe bürümüştü her yer bembeyaz her yer kötülüğün ve pisliğin kapanmış olmasıyla tertemiz bir kent görünümündeydi. Camdan baktığımda kapalı olan yollar bugün olacağım ameliyatın iptal edilebileceğine işaretti. İnternetten büyük
şehrin kameralarına baktığımda sabahın 5.30 da yolların kardan temizlenmiş tek tük araçların yol aldığını gösteriyordu. Gideceğim güzergahtaki yolların kameralarına bakarak korkulacak bir şeyin olmadığını gördüm ve sabah 06:00 da yola çıktım. Semtimizdeki yoğun kar yağışıyla ağar ağar yürüyerek durağa çıktım. Çok beklemedim gelen otobüse binerek hastaneye ulaştım.
             Barkodumu alarak ameliyat olacağım İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi göz kliniğine gittim. Hasta yatış kâğıdımı daha sonra adının Yeliz Büyük olduğunu öğrendiğim asistan doktora vererek işlemlerime başladım. Bir yandan dosyam hazırlanırken diğer yandan asistan doktorların yaptığı ilk kontrollerle muayenemi oldum. Asistan Doktor Dilek Erdoğan’ın gözlerimi kontrolünden sonra doktorum Op.Dr. Murat Uyar beyin son kontrolüyle birlikte ameliyata hazırlık yapmak için yatağıma gönderildim. Az sonra ameliyat elbiselerimi getiren müstahdem giyinmemi istedi. Tam üstümü giyinirken bayan hizmetli önlüğü bağlamama yardımcı olurken erkek hizmetliye tekerlekli sandalyeyi getirmesini istedi erkek hizmetli "ameliyathaneye kadar yürüsün" dedi. Bayan hizmetli sorumluluğunun bilinciyle ve sakince tekerlikli sandalyeyi getirmesi için ısrar etti. Az sonra gelen tekerlikli sandalyeye ayak ve baş galoşlarımı giymiş olduğum halde ameliyathaneye götürdü
Modern makinelerle donanmış ve tertemiz ameliyathaneye girdim. Az sonra ameliyat olacağım masaya yatırıldım. Başımı rahat edeceğim şekilde sedyeye uzanıp oksijen maskesini burnuma taktılar. Birazdan üzerimi yeşil bir örtüyle örteceklerini  ve bir gözümün açık kalacağını söylediler . Az sonra yanıma gelen doktorum Op.Dr. Murat Uyar yapılan ilaçlarla acı duymayacağımı korkmamamı, sakin olmamı istedi. Eğer rahatsız olursam işaret vermemin yeterli olacağını belirtti. Bir yandan sohbet ederken bir yandan rahatlatmaya çalışıyordu. Hazırlıklar sürerken güven verici yaklaşımıyla kendimi biraz daha rahatlamış hissetmiştim. Rabbime dua ederek ameliyatımın kolay geçmesini , doktoruma kolaylık ihsan etmesini, doktorumun ellerinden şifa vermesini diledim. Gözümün üzerinde bir takım hareketler oluştu. Bir şey hissetmiyordum. Saat 9:40 ta girdiğim ameliyattan  10:20 de doktorumun geçmiş olsun demesiyle ameliyatın bitmiş olduğunu anlamıştım. Tekerlikli sandalyeyle yatağıma döndüm. Yüzüstü pozisyonda yatmak kaydıyla yatağıma uzandım. Diğer hasta refakatçilerinin "geçmiş olsun" larıyla bir ameliyatı daha geride bırakmıştım. Bir kaç saat sonra doktorum beraberinde asistan doktor olduğu halde kontrole gelerek tavsiyelerde bulundu. Bir gece hastanede kaldım. Ertesi sabah  7:00'de  asistan doktorların kontrolünü müteakip Op.Dr. Sedat GÜRKAN'ın  son kontrolüyle herhangi bir sorun olmadığı söylendi. Asistan Doktor Yeliz Büyük’ün hazırladığı reçeteyle 09.02.2010 tarihinde kontrole gelmek üzere taburcu edildim. Teşekkür ederek oradan ayrıldım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder